27 Şubat 2011 Pazar

Beşiktaş'ta Çete Olmazmış !



Şu günlerde Portekizli futbolculara güzelleme niyetiyle yapılan "Çete" yakıştırması bir zamanlar yine Beşiktaş'ın gündemindeymiş.21 Haziran 2001 tarihli Fotomaç gazetesi haberi çok güzel bir başlıkla vermiş.

25 Şubat 2011 Cuma

Seninle İlk Defa

İlk gittiğim maçı öyküleştirebilecek kadar ayrıntılı hatırlamıyorum açıkçası.Babamın işi gereği gezip durduğumuz memleketlerden birisi olan Diyarbakır'da ilkokula gidiyordum o zaman.Normalde bizim ailemizde maça gitmek demek kötü bir şeydi.Maçlarda ya küfür olur ya kavga çıkar kesin başıma bir iş gelirdi.Bende daha 8-10 yaşında ilkokul veledi, Barış Gerçeker'in orta okul yıllarındakinden daha da minimal bir haldeydim.Tahminen 1 metre civarında boyum 35-40 civarında da kilom vardı.En ön sıraların vazgeçilmez elemanıydım.


Sebebini tam hatırlamıyorum ama nasıl olduysa babam, abim ve ben Diyarbakırspor-Malatyaspor maçına gidiyoruz.Sanırım aslen Malatyalı oluşumuz , babamın memleket hasretini artırmış olacak ki bizi götürdü o maça.Benim için enteresan bir deneyim, statta maç izlemek hakkında en ufak bir fikrim yok zira televizyonda izlerken tribünlerin de o stadın bir parçası olduğuna inanmışım.Yani o insanlar neden orada diye sormamıştım kendime.O yaştaki bir çocuk için fazlaca salaklık.
O zamanlar Diyarbakır ile Malatya kardeş takımlar olarak bilinirdi.Benim de boynuma annemin ördüğü enine sarı-kırmızı çizgili bir atkı takıp çıkardılar evden.Stad şehir içerisinde olduğu için gitmek pek uzun sürmedi.Babam'dan dolayı o gün , daha sonraları ne büyük çile olduğunu anlayacağım bilet kuyruğu ve kapıda bekleme durumlarını yaşamadan stada girdik. Hava kış olmasına rağmen hayal meyal hatırladığım stat oldukça doluydu.Taraftarlar yarı yarıya ayrılmış ve karışık oturuyordu.Maç da maçtan önce denildiği gibi 0-0 bitti. Benim için en enteresan olan şeyler ; okul dışında bir yerde İstiklal Marşı duymak, canlı canlı futbolcu görmek, Babamı ilk defa küfrederken görmek, "Türk-Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir" tezahüratından yola çıkarak, en yakın arkadaşlarım ve komşularım olan Kürtlere karşı bir ayrımcılık yapıldığını öğrenmiş olmaktı.

Ondan sonra bir daha D.Bakır'da maça gitmedim sanırım.Ardından Adana'ya tekrar taşınınca bu da Cem Uzan'lı Adanaspor dönemlerine denk geliyor.Bol bol 4 büyükler maçına gittim.Hatta D.Bakır'da ki evimizde Adanaspor'un play-off finali oynayıp Birinci Lig'e çıktığı Eskişehirspor maçını izlerken çok sevinmiştim.
Gittiğim ilk Adana Demirspor maçı ise sanırım 2001 yılında bir final niteliğinde maçtı.Demirspor "yine" 3.ligde bu sefer şampiyonluğa oynarken son maçta her şey belli olacak.Tarsus İdman Yurdu rakip.Biz de lise-1 'e giden ama okumakta pek gözü olmayan ergenler olarak yine okuldan kaçıp bu maça gittik.O sırada bir de lider Maraşspor olduğundan o maçtan gelecek haberleri de ellerinde radyo takip eden abiler var statta.Maraş'ın rakibi İskenderun Demir Çelikspor, işçi takımı kardeşi ADS'ye kıyak yapmış o maç 1-1 bitmiş.ADS de TİY'i 4-0 yenmişti ve 1 puan farkla lider olup 2. lige çıkmıştık.Gittiğim ilk maçta Demirspor'u şampiyon yaptım.Ertesi sene de play-off sonucunda üst lige çıktık ama ardından daha şampiyonluk göremedik :)


24 Şubat 2011 Perşembe

Avrupa'nın En Çok Kazanan Ligleri


The European Football Merchandising Report 2010 açıklandı. Bu rapor şunu ortaya koyuyor, kulüplerin elde ettikleri ürün gelirlerine göre mevcut bulundukları liglerin yine bu gelir kalemine göre değerleri.

Geçen yıl ile kıyaslandığında beş büyük lig olarak belirtilen liglerde %6 lık bir artışın olduğu gözlenen raporda en üst sırayı İspanya La Liga almış.190 milyon euro gelir ile birinci sırada olan İspanya ligini , 168 milyon euro ile İngiltere Premier ligi takip ediyor.İngiltere liginde gelirler takımlar arasında göreceli eşit olarak dağılıyor olmasına rağmen, La Liga'da yaklaşık %80 'lik kısım yani aslan payı Barcelona ve Real Madrid'e ait.

Almanya Bundesliga'sı 130 milyon euroluk değeri ile üçüncü sırada yer alırken onu , 77 milyon euro ile İtalya Seri A ve 67 milyon euroluk değerle Fransa Ligue 1 alıyor.

Bu beş lig ile birlikte 632 milyon euro eden toplam değere , Hollanda , Polonya, Türkiye, Rusya ve Ukrayna gibi ilk 10 büyük lig sıralamasında yer alan ülkelerde eklenince sayı 720 milyo euroyu aşıyor.

Satışlar içerisinde ise 2009-2010 yılında en çok pay forma satışındaymış. Sport+Markt danışmanı Andreas Ulmann'da bunu destekleyen bir açıklama yapıyor "Forma satışları bir çok takımın en temel işlerinden birisidir ve ticaretleri arasında % 50'lik bir paya sahiptir.

Geç Gelen Bir Maç Yazısı ; Adanaspor:2 - Giresunspor:2

2’SİNE DE YARAMADI


Düşme hattının gerginliği ve hırsı arasında kalmış iki takımın mücadelesi izleyenleri (tarafsız olanları) tatmin eden bir düzeydeydi dersek yanılmış olmayız. İlk 10 dakika da istekli olan Adanaspor sol bek Anıl ile sol koridoru, sağ iç (eskilerin sağ iç haf dediği) İzzet ile de, sağ koridoru kullanarak tabir yerindeyse “sağlı sollu” ataklarla Mbilla’yı beslemeye çalıştılar. Giresun ise geldiği ilk pozisyonda bir duran top organizasyonu ile (bu sefer çalışmamışından) Adanaspor’un adam paylaşımsızlığı yüzünden Ali’nin kafa ile aşırtması Aydın’ın da tek dokunuşu ile 14’te skoru 0-1’e getirdi.


Öz çocukları güneş altında kararan Adanspor’un ilk yarı boyunca en çalışkan ismi orjinden kara olan Kibong’du. Ofansta renkdaşları Fredrick ve Mbilla’yı desteklemeye çalışırken, orta sahada da Fahri’nin savurganlığını toparlamaya çalıştı.Ülkenin bayrak takımı Beşiktaş’a stoper veren Adanaspor’un forveti bu kadar paylaşımcı değildi ne yazık ki. Aldığı her topu sol ayağına güvenip kaleye göndermek isteyen Fredrik birkaç gol pozisyonunu harcasa da Mbilla’nın golüyle skorun 1-1’e gelmesi sayesinde bu unutuldu. Ortayı yapan isim İzzet , gecenin başarılı isimlerinden birisiydi.Giresunspor gerek öne geçtiğinde gerekse beraberlikte “ne koparsam” kardır mantığı doğrultusunda hep yaslandı.İlk yarı bitmeden ikinci kez gelen Giresun, direğe vurunca topu skor 1-1’de kaldı.Adanaspor ikinci yarı da yine atak başladı.Maç ilk yarının kopyasıydı desek yanlış olmaz.Adana bastırırken maçın iyisi (hatta genel anlamda takımın en iyilerinden) Anıl Karaer’den gereksiz bir top kaybı -ki en kritik bölgede- yine Ali’nin tek top ortası, Aydın’ın kafa vuruşu ile Giresun bir kez daha öne geçti. Savunmanın bu golde de “adam paylaşımı” ne demektir konulu bir sempozyuma katılması gerektiği gerçeğini görmüş olduk .


70. dakikayı geçtikten sonra Kibong öyle bir gol kaçırdı ki kendi bile 30 saniye çöküp kaldı.Ardından tribünlerden gelen “Osman İstifa” seslerinin gazıyla mı artık bilinmez Talha “yaradana sığınıp” sol ayağıyla vurdu ve hem skoru 2-2’ye getirdi hem de güney tarafında ki kale ağlarının rutin örümcek ağı temizliğini yapmış oldu.Golden hemen sonra ve maç bitiminde de tribünlerden yükselen ses hala aynıydı , mavi lacivert eşofmanlar giymiş olan teknik direktör Osman Özdemir’e ithafen ; “Osman İstifa”.

Kendi Kendine "Tokat" Attıran Futbolcu

Sudamericano U-20 şampiyonasında fikstürün son maçı ; Ekvator U-20 ile Şili U-20 karşı karşıya geliyor.Şili oyuncusu Bryan Carrasco , Ekvatorlu Edson Montano'nun kırmızı kart görmesi için böyle bir çabaya girmiş.Maçı, Carrasco'nun bu üstün çabasına rağmen Ekvator 1-0 kazanmış.


Olay tabi çok hızlı geliştiği için hakem göremiyor asıl mevzuyu.Ancak anlamadığım , faulü de Şili lehine veriyor.Madem görüp faul çalıyorsun o zaman neden kırmızı kart yok? Şu olayın Türkiye liginde olduğunu bir düşünsenize ve hakemin yine aynı kararı verdiğini :)

Ünlü Maradona Toptan Anlıyor

Özetle ; Maradona, Napoli forması giyerken plajda sevgilisiyle beraber, gençler tarafından laf tacizine uğruyor.Devamında da medyaya şu açıklamaları yapıyor ;

21 Şubat 2011 Pazartesi

Eski Dost ; Jay Jay Okocha Röportajı (Fifa.com)

Bugün bir gazla iki ayrı röportaj girdim bloga. Şimdi de bir çeviri çalışması yaptım,eksikler hatalar affola.Bazı cümlelerim google translate havasında oldu ama ingilizcem yettiği kadar artık. Orijinal de burada .

Nijerya , sen milli takımdan ayrıldıktan bu yana başka bir Jay Jay bakınıyor.Nijerya’nın başka bir dünya klasında ileriye dönük orta saha oyuncusu üretmesi için ihtiyacı olan nedir?

Ben inanıyorum ki başka bir Jay Jay orada var.Ama bununla ilgili en önemli soru : başka bir Jay Jay Okocha, Taribo West ya da Oliseh üretimi yapabilecek yapıya sahip miyiz ? Bence kendimize sormamız gereken asıl soru bu.Biz denemeliyiz , Nijeryalı yetenekler mutlaka vardır bu yetenekleri bulmak mümkün ve sadece orada keşfedilmeyi bekliyorlar.

Eski takım arkadaşın Samson Siasia, şimdi Nijerya milli takımı sorumlusu. Siasia ile Süper Kartallar’dan (Nijerya milli takım lakabı) beklentileriniz neler ?

İlk olarak bende şu anda Nijerya Futbol Federasyonu teknik komitesinin bir parçasıyım ve biz Samson Siasia’yı milli takımın liderliğine atayarak çok iyi bir adım attık. Yerli oyuncuları kadroya yerleştirerek yeniden bir inşaya başladık,eğer bazılarını alabilirsek yabancı profesyonellere karşı rekabet edebiliriz.Ancak Roma bir günde inşa edilmedi bu yüzden sabırlı olmak lazım.Bize o şanlı günleri geri getirmek için şimdi gerçekten mücadele etmemiz gerektiğini kabul ediyoruz ve bunu inşa etmemiz için zaman vermemiz gerekir.Şahsen ben buna ulaşmak için çok olumlu adımlar olduğunu düşünüyorum.Ayrıca, takımın başarılı olması için tüm Nijeryalıların desteğine ihtiyacı olacaktır.

Nijerya futboluna geri dönüş nasıl şimdi ?

Dürüst olmak gerekirse Nijerya’da bir şeyler yapmak bir insan için zordur.Futbolu geliştirme söz konusu olduğunda özellikle onunla ilgili bir kişi daha almak gerekiyor ve çok pahalı ve zaman alıcı duruma geliyor.Ne yapmayacaksam burada dururum ve sizlere yalan söylerim ve bu ben ne yapmayacağımı biliyorum , gidiyorum demektir.Futbol ailesinin bir parçası olmak şimdi bana bir etki yaratmak için fırsat verdi, Benim amacım(beni sürükleyen şey) futbolun bana kazandırdığının bir bölümünü geri verebilmek.Halen çokça geri vermek zorundayım.En önemli şey benim için bu değişimin parçası olmak, emin olun hepimiz arıyoruz ve bir yapı ile geldik.Bu insanlar en azından bizim gibi insanlar artık futbola geri koymaktadır.

Almanya’daki 2011 FİFA Kadınlar Dünya Kupası elçisi olmak ne anlama geliyor ?

Bu pozisyon için saygıdeğer büyük bir duygu. Nijerya ve ötesinde Dünya Kupası için farkındalık yaratmaya yarımcı olmayı umuyorum.Kadın futbolunu teşvik edeceğim. Dedikleri gibi , oyunun geleceği kadınsı.

Almanya 2011’de oldukça zorlu bir grupta ev sahibi Almanya, Fransa ve Canada ile eşleşti.Süper Şahinlerin (Kartal idi Şahin oldu? ) bu ilk engeli geçmek için ne gerekiyor ?

Takım oraya güven dolu çıkmalı ve daha da önemlisi turnuvaya iyi hazırlanmış olmalı.Eğer en iyi olmak istiyorsanız, en iyiyi alt etmelisiniz.Bu yüzden tüm hazırlıklar bununla ilgiliydi.Bir defa iyi hazırlık yapmak , size iyi bir yarar sağlayacaktır.

Geçen yıl dostluk maçında Almanya tarafından 8-0 yenilmek Şahinler için düşününce rahatsız edici olmalı ?

Ben öyle düşünmüyorum.Bilirsiniz, dostuk maçı; sadece dostluk maçıdır. Şimdi büyük bir turnuva yaklaşıyor bu yüzden dostluk maçına bağlı olarak yargılama yapamayız.Neden 8-0 kaybettiğimizde ki detaylara bakmalıyız. Ben her zamankinden ayrı olarak kaybetmiş olduğumuzu sanmıyorum.Biz sadece takımın yine böyle bir mağlubiyet almamasından emin olmak için bir dahaki sefere iyi hazırlanmayı ve bunun bize büyük bir ders olduğunu düşünüyoruz.