28 Eylül 2002 tarihli bir gazete küpürü. Yorum yapmadan ;
17 Şubat 2011 Perşembe
16 Şubat 2011 Çarşamba
David Villa Röportajı

David Villa'nın İngiliz İndependent gazetesine verdiği röportajdan bazı kısımları çevirmeye çalıştım;
" Eğer takım arkadaşlarım içinde kesinlikle ve %100 o pozisyon için daha iyi birisi varsa ona yerimi kaptırmayı kabul ederim"
"Futbol sahasında oyuncular ve mükemmel şeyler var...ve ardından Messi var"
"(Messi için) O dünyada ki en iyi oyuncu.Buraya gelmeden önce de bunu söylemiştim ancak şimdi daha bilirkişi olarak söyleyebilirim. Ona karşı oynarken acı çekmek yerine , yanında oynamaktan çok memnunum şu anda."
"(Bugünkü Arsenal maçıyla ilgili) Bir seyirci olarak Arsenal'in kısa paslı çabuk oyunu hoşuma gidiyor. İngiltere'ye gittiğimle ilgili hikayelere alıştım. Sahada aynı işi yapıyorsunuz ancak geleceğimiz söz konusu olunca ve her şey sakinleştiğinde kesinlikle destek almalıyız."
"Barcelona'nın beni buraya getirmek için bir fırsatı vardı ve ben şanslıydım ki Valencia'nın , Barcelona geldiği an satmaktan başka seçenekleri yoktu."
"Ben buraya oynamak istedim ve yeterince şanslıydım ki beni bu takımın bir parçası yapmak istediler(Barcelona) ve bunu gerçekleştirecek parayı ödemeye de hazırlardı."
(1992 Wembley'de oynanan Şamp. Kulüpler Kupası finalini Barcelona'nın kazandığı ve bu sene de finalin Wembley'de oynanacak olması üzerine )
"Finali çok iyi hatırlıyorum.Barcelona için şanlı bir zaferdi ama tüm ülke için de muhteşem bir gündü,herkes bu zafer ile mutlu olmuştu. Umarım bu yıl başka bir Wembley finali galibiyeti ile tarihi tekerrür ettiririz"
(Guardiola, Villa için)
"Villa her zaman bir golcüdür ve oyununda bunu hep korumuştur ancak topsuz alanda yaptığı hareketler çok önemlidir. Yaptığı koşular ile açtığı boşluklardan, orta saha oyuncularımızın oyuna dahil olmalarına yardım ediyor.Oyuna Xavi ve İniesta'yı kazandırıyor."
(Xavi, Villa için)
"Takıma adapte olması kolay olmadı ancak görülüyor ki burada 6 aydır olmasına rağmen , sanki 6 yıldır buradaymış gibi."
(Sporting Gijon'da ki antrenörü Manuel Preciado, Villa için )
"Siz buraya geldiğinde görmeliydiniz! Sadece yeteneği ölçü değil aynı zamanda karakterlidir de.İnsanlar 2 yıl önce Madrid'e gidemeyince onun için trenin çoktan kaçtığını söylediler. Başka bir şansı olmayacak dediler. Ama o sadece golleri ile ilgilendi. Valencia için 20'den fazla attı ve Dünya Kupası'na gol krallığı için gitti."
(Del Bosque, Villa için)
"Dünyanın hiç bir yerinde Villa'dan daha iyi golcü yoktur."
15 Şubat 2011 Salı
Aurelio Değil Arif
Fenerbahçe'ye yeni transfer olduğu 2003 yılından bir gazete haberi. O zamanlardan Türk olacağı takım arkadaşlarının içlerine doğmuş demek.
14 Şubat 2011 Pazartesi
Trabzonspor Şampiyon Olamazsa
Bunun nedenlerinden birisi de stres olacaktır.Tabii ki başka faktörler de etken olacaktır ancak özellikle puan kaybedilen maçlardan sonra gündeme gelen "şampiyonluk stresini kaldıramadılar" sözüne takılmak gerekiyor bence.Burada hep sözü edilen stres taraftarın veya artık klişe olmuş "futbolla yatıp kalkan Trabzon halkının" yaşadığı stres değil.Eğer şampiyonluk yolunda taşınamayan bir stres varsa ortada bunu taşımaya gücü yetmeyen bizzat futbolculardır.Şu işi bir Devlet Bahçeli stili matematiksel hesap ile anlatalım en iyisi;
Ortalama bir taraftar profili ele alalım.Bu taraftarında bir gününü dilimlere bölelim.6 saatini uykuya ayıran taraftarın 18 saati kalıyor.Bu 18 saatin 10 saatini çalışarak geçiriyor ve kalan 8 saatin 3-4 saatini de ailesine, arkadaşlarına ayırıyor olsun. Çalışırken ve free olduğu 3-4 saat içerisinde dikkati alınmayacak ciddiyette bir futbol muhabbet kesinlikle dönüyor olacaktır.Ancak dediğim gibi en fazla kahvede memleket kurtarma kıvamında olacaktır. Taraftarımıza kaldı 4-5 saatlik bir zaman. Hani olmaz ya, varsayımlar içinde yüzdüğümüz için olur diyelim bu 4-5 saatin tamamını takımının şampiyonluk yolundaki ilerleyişine ayırıyor diyelim.Velhasıl kelam ortalama bir taraftar için şampiyonluk yolunda giden takıma kafasında ayırdığı süre ve yaşadığı stres günlük 4-5 saat ile sınırlı.
Gelelim futbolcuya.Sporcu olduğu için günde 8 saat uyuduğu varsayımı ile matematiğimize başlayalım.Kalıyor 16 saat.Hiç uzatmaya gerek yok.Bu adam kalan 16 saatin her anında şampiyonluk stresi altında olacaktır.Maç, antrenman, sosyal ağları takip etse internette yapılan yorumlar, dışarıya çıksa karşılaşacağı vatandaş (işte o 4-5 saatini takıma ayıran taraftar ama bundan binlercesi tek bir adama karşı) , gazete okusa televizyon izlese bambaşka bir dünya orası.Yani bir taraftarda , futbolcunun üzerinde olan stresin 1/4 ' ü kadar bir stres var ancak.
İşin özü eğer Trabzonspor'da şampiyonluk kaçarsa, bunu da kaldırılamayan şampiyonluk stresine bağlanacaksa ben takımı baskı altına alan taraftara değil o yükü kaldıramayan futbolcuya bağlarım.
13 Şubat 2011 Pazar
Gerçek Ronaldo 'dan Veda

3 kere FİFA yılın oyuncusu....
2002 Dünya Kupası altın ayakkabı...
353 kulüp maçı 267 gol...
PSV, Barcelona, İnter, Real Madrid, Milan ve Corinthias ...
2000 yılında Lazio maçında İnter forması ile ceza alanı dışında topla ilerlerken o yere yığılışı...
Onlarca sakatlanmaya sonunda dayanamadı bünye ve futbolu bıraktığını açıkladı.
Ben Çocukken Bunları Çok Severdim

Ütmek-ütülmek, mızımak, kaptı kaçtı gibi terimlerin hayatıma girdiği 2 oyun.
Sıkması bir yana genellikle kabzası kırık olduğu için oradan akan suyu içmek keyifliydi.Elde tutulurken kenarlarını illa ki kemirirdik. O plastik kokulu su tadını hala hiç bir suda alabilmiş değilim.
Bu sakızın içinden araba resimleri çıkardı hastasıydı.Ama bunu normal haliyle değilde kurumuş çatır çutur ağızda kırılırken ki haliyle çiğnediğimi hatırlıyorum hep.
Şu sarı olanın oyuncağı vardı bende kim bilir şimdi nerede.Sonlara doğru bir beyaz gelmişti reyislik yapıyordu bunlara.Her biri de bir hayvandı.Siyah fil, sarı kaplan, filandı.
Eğer bir fen lisesi ya da anadolu lisesi kazanamadıysam ortaokul boyunca çoğunlukla yancı olarak gittiğim Berk Laser atari (biz ateri derdik gerçi) salonu yüzündendir. Mustafa mı dersin Tekken mi dersin.Bir futbol oyunu vardı balık vuruşu filan.Yedik ergenliği burada jeton peşinde.
Önce hüplet sonra gümlet aga, o kadar.
6 tane çekildi, dizisi yapıldı, çizgi filmi bile vardı.Hepsini de izledim.
Polis Akademisinin iki efsanesi, Takılböri (nasıl yazılıyorsa artık) de bambaşka bir adamdı yalnız.
Yemesi çileydi resmen.Bilmeyenler için şimdinin tofitasının daha sert hali.
Söze gerek yok,efsane hala dimdik ayakta...
Ekşinin ve tatlının bir arada olduğu en güzel tat...
Orta okul yıllarımda beton okul sahasının tozunu attırırken ayağımda emektar lig kramponlarım vardı.
Alışverişe gidince hep bu maymun logosu olan şeyler alırlardı.O zamanın lüks giyimiydi afedersiniz.
Bunlar ne kadar televizyona çıkardı ya.Ülkeler arası diplomatik mevzu çıkıyordu az kalsın.Bilmeyenler için Sarah ile Musa yazarsa google'a hikayeleri çıkacaktır.Şimdi ikisi de birbirinden ayrı hayatlarını yaşıyormuş.Olan bize oldu senelerce hikayelerinin akibetinin peşinden koştuk.
Ev tipi langırt gibi bir şeydi bu.Geriye doğru çek adamı bırak topu yollasın kaleye doğru.Bir de bunun penaltı çekişmelisi vardı.Resmini bulamadığım için koyamadım ama tek kişiyle oynandığı için de pek rekabet durumu yoktu haliyle.
Şimdi kolyenin içine bile şarkı yükleyip dinliyoruz anasını satayım ama bunun hastasıydım ya.Lise sona filan gelmiştim hala sağlam dururdu evde.Belki hala duruyordur.
Bunu kim bulduysa valla helal olsun.Bir ucu ağzına alıp üflüyorsun pota yada sepette ki topu havada tutmak için tık nefes olana kadar mücadele veriyorsun.Çocuk yaşımızda hayatın zorluklarına karşı dayanma iradesini bize öğretti.
Komik miydi lan bu? Komikti olm tabi.
Aslında bu meybuz değil de bizim Adana'da "eskimo" vardı. Bisiklette Selahattin amca yazları satardı.Bununla aynı görevi görürdü.O daha bir güzeldi
Çokomel hala var ve hala severim.Ama o zamanlar ayrıydı sanki tadı filan
Bu adam Savaş Ay'la A Takımı programına çıkardı sürekli.Anti-kahraman gibi bir şeydi.Kadınlara saydırır da saydırırdı e haliyle bizde gülerdik.
Aklım başımda izlediğim ilk Dünya Kupası öncesi oynadığım fifa serisinin bence en iyi oyunu.12 Şubat 2011 Cumartesi
İtalyan Ördekleri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









